Hazır herkez Avengers, Hulk gaptan amerika falan derken, filmden çok daha başarılı gördüğüm(Film gayet güzeldi bence)diziden bahsedeyeyim. Avengers: Earth's mightiest heroes geçen sene başlayan çizgi romanın yolundan gitmeye çalışan az çok gayet bomba çizgi film. Nerden başlasam bilemedim.
Diyceksiniz e heralde dizi filmden daha iyi olucak 20 küsür bölüm yerine 2 saate herşeyi sıkıştırmaları zor. Evet. En büyük avantajlarından biride bu zaten. Ve bunu çok da güzel değerlendiriyor. Filmi izledikten sonra marvel evrenini merak edip 723457458 senelik çizgi roman devamlılığıyla(continuity?) uğraşmak istemiyosanız diziyi izlerken büyük miktarda bilgi edinirsiniz. Yavaş başlayıp ilk 5-6 bölümü tamamen ayrı karakterleri tanıtmak için kullanıyo sadece. Her geçen bölümde ya Takıma yeni birileri katılıyor yada ilerde takıma katılabilecek kişilerin iması veriliyor. Örnek olarak Benim favorilerimden biri Ms. Marvel'ı normal insan halinde 15. bölümde gösterdikten sonra süper güç kazanabilmiş olabileceği imasını verip kapatmışlardı bölümü. bidaha sezonda hiç görmemiştik. 2. sezonun 4. bölümünde birden çıktı karşımıza, hemde eski kostümüyle.
şimdiye kadar belkide 100 e yakın karakter tanıtıltı, takıma 11 kişi girip çıktı. eminim daha da çok olacaktır. The Avengers filmi bir çok şeyi çok düzgün yaptı. Bütün sinema tarihinde yapılmamış birşeyi yaptı. Çizgi roman devamlılığını(?) Sinemaya taşıyabildi. 4 ayrı filmi bir araya getirdi. yanlış anlaşılma olmasın filme laf etmiyorum. Eğer filmi beyendiyseniz buna göz atmak isteyebilirsiniz.
17 Mayıs 2012 Perşembe
6 Mayıs 2012 Pazar
We don' like yer' kind 'round here boy...
Türkiyede Geeky eggyheady nerd olmanın zor olduğunu söylemiştim bi aralar, Tekrar söyleyesim geldi. Hemde bu sefer yardımda edeceğiz sizlere. Kenara tamamen alakasız resmi koyalım... Evet tamam.Öncelikle Tabletop RPG'lerle başlıyorum. FRP deyilar burda neden bilmiyorum. RPG daha çok bir bilgisayar oyunu genresiymiş gibi davranıyolar, Herneyse. Şimdi, şu anda çoooook fazla RPG var herşeyin RPG'si var hepsini bilmem mümkün değil. hepsini oynamış insanlar olması muhtemel bile değil. Türkiyede en yaygın olan(heryerdeki gibi) d&d (yada Vampire: masquerade but we do not speak of Vampire the masquerade) Oyunların herbişeyini anlatan birsürü kitap var. RPG konusunu uzatmak istemediğim için derin olarak anlatmayacağım ama elde kitap olmadan yada kitapları 15 kere okumadan oynamak nerdeyse imkansız. tabi kitapları Türkiyede orjinal olarak bulunmak mümkün değil, %99'unun %1 biri de bulmak biraz zor. bir zamanlar zarlar bile bulunmuyodu...
3rd edition d&d Dungeon Master's handbook 15 dakikadır internetten aramayla bulduğum 2 siteden birinde 70 diğerinde 75 TL ye satılmakta, 4th edition d&d Dungeon Master's handbook Amazon.co.uk de 21.49 Pound etmekte ingilterede tanıdık varsa getirebilicek 12 Pound sadece 21 Pound 61 TL ediyo. 3-4 gün bekleyerek baya ucuza getirmek mümkün. Tabiki bunların hepsini internetten bulup çıkartarak halledebiliyoruz, RPG oynamak için gereken şeyler anlatacağım diğer şeyler kadar karışık olmadığı için çok daha rahat tabiki. Birsürü yüzü olan birsürü zar, birsürü kağıt ve birsürü self conscious insan... oyüzden daha fazla konuşmaya gerek yok. Peki tamam ozaman diğer konu
Demekki çizgi roman okumak istiyosun öylemi... Hmm ayarlanabilir tabikide. Hemen git bak Torrentz.com a baktınmı? (Şerefsiz pezevenk niye hemen beleşe yatıyosun) Yokmuymuş istediğin? " varda seeder yok 3 senede iner diyo abi. " mi diyosun. Hiç problem değil panpa sen ne okumak istediğini söyle bana ben buluyum. X-factor vol.3den hemen öncesini anlatan 5 sayılık Madrox - Multiple Choice'ı istiyosun. bakalım nerde varmış... hmm Gerekli şeylerde olabilirmi acaba? Bilmem karşıya taşındıklarından beri gidemiyorum sonbaharda burdalarken yoktu ama. Gon mu dedin orda olabilirmi? Olabilir neden olmasın. Yok gibi görünüyo hacı, ne zaman gelir dedim bilmiyorum dedi adam. Başka neresi var? Valla ben bilmiyorum istanbulda neresi var Ankarada biyerden bahsetti bi arkadaşım ona yönlendiriyim ben sendi ama önce bakalım Adetten Amazonda nekadar. Amazon.co.uk'de 30 Pound dan başlıyo 2. elleri ve çoğunlukla international göndermiyolar. Amazon.com'da 35 dolar yine 2. el. Hacı valla vahim bu durum ya napacaz. Dur Ebay'e bakiyim bide hiç yok bile. 2. sayıyı buldum ama istersen. Aa dur aklıma bişey geldi. ne mi COMIXOLOGY tabikide
http://www.comixology.com/X-Factor-Madrox/comics-series/5279 Bu linkten aradığın şeyi hem internetten alacağından hemde bir dükyandan alacağından daha ucuza alabilirsin bilgisayarına varsa ipad veya iphone'una, android'ine, tost makinene indirip okuyabilirsin. Bilim nekadar güzel birşey değilmi?
Peki tamam. bilgisayar oyununa gelelelelelelelim ozaman. Bilgisayarda oynuyosan zaten sorun yok sana en bombası sensin indir istediğini işin bitince sil. Havadan entertainment. Insanlar sen oyna diye yapıyo zaten yeterki sen oyna. Diyelimki Pc yok, yeni nesil konsol var ama konsol tek başına bi işe yaramıyo oyunlarda 180 den başlıyo. Hemen ilk iş Amazon.co.uk e bakmak, bu sıralar Batman: Arkham City oynayasım var. Baktım burda dikkat edilmesi gereken şey; Amazon kendisi satamıyo buraya oyun neden bilmiyorum tam olarak ama direkt olarak amazondan alamıyoruz oyun.
Buy new yerine aşağıdaki linklerden birine basarak uygun fiyata bakıyoruz. burda 2. bir önemli şey var. fiyatı beyendikten sonra sağında International & domestic delivery diyorsa add to cart diyoruz ve gerisini hallediyoruz. Benim şimdiye kadar bu şekilde aldığım şeyler eğer çoğunlukla kısa zamanda geldi. 1-1.5 hafta en en geç. Unutmayın UK'de de PAL region'u geçerli olduğu için burda satılan bütün konsollarda çalışır oyunlar, Ve bu yapabileceğiniz EN ekonomik şey. Gitti gidiyora aldıklarının 60 tl fazlasını vermektense bunu yapın derim.
Aklıma daha fazla şey gelmedi. eminim vardı ama ilk yazmaya başladığımda. Bunlarla alakalı başka şeyler gelirse aklıma yazarım. Varsa sizin aklınıza gelen bişey sizde bana söyleyin. Bilmediğim çok fazla şey olduğuna eminim.
Çok sevdiğim arkadaşım Jon Hamm ile başbaşa bırakıyorum sizi
5 Mayıs 2012 Cumartesi
" Due to location restrictions we cannot process your order "
En azından 6 senedir aklımda bir çizgi film sahnesi var, Superman güçsüz ve kostümü darmadağan bir halde, çölümsü bir ortamda eski bir arabaylada dolaşıp demir falan bulup kılıç yapıyodu. Hatırladığım tek şey bu çizgi filmden. ozamandan beri 5-6 ayda bir aklıma gelir araştırırdım " ne ki lan acaba o " diye. Kolayca kılıç yapabilmesi ilgimi çekmişti çok sanırım bilmiyorum. Ne kadar araştırsamda öyle deli gibi bulmak için araştırmıyodum göz atıyodum hatırladığım şeyleri yazıyodum Google'a, 90'lardan beri çıkmış olan bütün Superman'le alakalı olan her diziye ve animasyon filme baktım, baktım derken özetlerini okudum çoğunlukla, Superman the Animated series in ilk 2 sezonunu izledim ama gayet tavsiye ederim herkese, Önce Batman the Animated series'i izleyin derim ama bence çoook daha başarılı. Herneyse elle tutulur bişey bulamayınca çoğunlukla bırakıyodum araştırmayı yada aklım başka biyere gidiyodu.
Bu gün 1-2 saat önce birden aklıma geldi ve bi anda buldum. Hiç aklıma gelmeyen Justice League Unlimited'in 2. sezonunun 20. bölümüymüş. İçim acıdı bulunca. Bunca zamandır aradığım şeyi sonunda bulduğum için sanki düşmanımı kaybetmişim gibi geldi, bilmiyorum mantıklı gelirmi bunu okuyana.
Hemen bulmaya çalıştım biyerlerden tabiki, Amazondan dijital olarak alma option'ı geldi karşıma 1.99 dolara 20. bölümü alabildiğimi gördüm. tıkladım "Buy The Episode" sekmesine, neden çok şaşırdığımı bilmiyorum ama karşıma bu çıktı...
Bunu görmeye alışığız hepimiz. Youtube'da çoğunlukla tabi. Hulu gibi tv programlarını yayınlayan siteler tabiki. Özel şirket siteleri yine. Fox, ABC, FX gibi, ama bu söylediklerimin hepsi bedava. anlayışla karşılıyabilirim biraz bedavaya izletmemelerini buraya tamam.
Problem şu; Ben o 1.99 doları ödemeye hazırdım gördüğüm anda. Eğer benim 20 dakikalık bir çizgi film için 2 dolar vermeme izin verselerdi ben istediğimi alacaktım onlarda 2 dolar alacaklardı. Peki sonuç ne oldu? Ben sinirlenip Torrent kullanarak istediğim bölümü indirdim ve ben istediğimi aldım onlarda jack shit aldılar. Cartoon Network potansiyel müsterilerinden elinden gelen en çok parayı almak istemesi için hiç bişey alamadılar benden. Türkiyede yayınlanmış olduğuna emin olduğum bir çizgi filmin bir bölümünü tekrar izlemek için legal olarak yapabileceğim hiç bişey yok. Ve bunu bulmak için 6 senedir uğraşyorum. Benim için bu zorlanmış korsanlık. Eğer bu ülkede yakalanma ihtimalim olsaydı bile aynı şeyi yapardım yine.. Ayrıcada, 1.99 dolar önemli değil diyorsanız 1 oy önemli değil diyenlerdensiniz muhtemelen. Onunla alakalı baya yazı falan vardır internetlerde,
Son olarak aç gözlü şirketlerin nasıl başka para birimlerinden yeterince para alabilirizi düşünmeleri yüzünden dünyanın geri kalanından büyük bir parça medyayı alıkoyması hiçbir şekilde haklı çıkarılamaz.
Bu (benim için) İnanılmaz screenshot la başbaşa bırakıyorum sizi
Bu gün 1-2 saat önce birden aklıma geldi ve bi anda buldum. Hiç aklıma gelmeyen Justice League Unlimited'in 2. sezonunun 20. bölümüymüş. İçim acıdı bulunca. Bunca zamandır aradığım şeyi sonunda bulduğum için sanki düşmanımı kaybetmişim gibi geldi, bilmiyorum mantıklı gelirmi bunu okuyana.
Hemen bulmaya çalıştım biyerlerden tabiki, Amazondan dijital olarak alma option'ı geldi karşıma 1.99 dolara 20. bölümü alabildiğimi gördüm. tıkladım "Buy The Episode" sekmesine, neden çok şaşırdığımı bilmiyorum ama karşıma bu çıktı...
Bunu görmeye alışığız hepimiz. Youtube'da çoğunlukla tabi. Hulu gibi tv programlarını yayınlayan siteler tabiki. Özel şirket siteleri yine. Fox, ABC, FX gibi, ama bu söylediklerimin hepsi bedava. anlayışla karşılıyabilirim biraz bedavaya izletmemelerini buraya tamam.
Problem şu; Ben o 1.99 doları ödemeye hazırdım gördüğüm anda. Eğer benim 20 dakikalık bir çizgi film için 2 dolar vermeme izin verselerdi ben istediğimi alacaktım onlarda 2 dolar alacaklardı. Peki sonuç ne oldu? Ben sinirlenip Torrent kullanarak istediğim bölümü indirdim ve ben istediğimi aldım onlarda jack shit aldılar. Cartoon Network potansiyel müsterilerinden elinden gelen en çok parayı almak istemesi için hiç bişey alamadılar benden. Türkiyede yayınlanmış olduğuna emin olduğum bir çizgi filmin bir bölümünü tekrar izlemek için legal olarak yapabileceğim hiç bişey yok. Ve bunu bulmak için 6 senedir uğraşyorum. Benim için bu zorlanmış korsanlık. Eğer bu ülkede yakalanma ihtimalim olsaydı bile aynı şeyi yapardım yine.. Ayrıcada, 1.99 dolar önemli değil diyorsanız 1 oy önemli değil diyenlerdensiniz muhtemelen. Onunla alakalı baya yazı falan vardır internetlerde,
Son olarak aç gözlü şirketlerin nasıl başka para birimlerinden yeterince para alabilirizi düşünmeleri yüzünden dünyanın geri kalanından büyük bir parça medyayı alıkoyması hiçbir şekilde haklı çıkarılamaz.
Bu (benim için) İnanılmaz screenshot la başbaşa bırakıyorum sizi
3 Mayıs 2012 Perşembe
Entitlement
Mass Effect 3'ün sonundan sonra Rekate Mass Effect grubu için Entitled lafı dolaşmaya başladı internette, kimsenin duymadığı forumlardan Penny Arcade'e herkez Entitledlık yapmayın, siz Entitled değilsiniz gibi birsürü laf. Entitled, yetkili, hak idda etmek gibi bi anlamına geliyo buralarda. İnsanların bunu demesinin en büyük nedeni oyun gazetecilerinin araştırma yapmadan herzamanki fanboyların bişeylerden hoşlanmadığını düşünüp ayaklandıklarını düşündüler, fanların " ME3ün sonunu beyenmedim değiştirin" dediklerini sandılar. Asıl olay Mass Effect evreniyle okadar fazla zaman geçirdikten sonra, oyundaki bütün karekterlerle gerçek duygusal bağlar kurup. Herşey olup bittikten sonra hikayenin nereye gidiceğini merak ederken bir anda ortaya çıkan daha önce tanıtılmamış bişeyi kabul etmemiz beklendi (evet bende dahilim Entitled arkadaşlara) Sheppard'ın hikayesinin sonu uzaktan gelen güçsüz bi osuruk sesinden farklı değildi.
Mass Effect serisi en başından beri seçimin oyuncuda olduğundan ibaretti. En gerçek RPGlerden biriydi benim fikrimce (RPG benim aklımda sadece level atlamak, inventory düzenlemek, matematik yapmak değil, özellikle hikayeye katkıda bulunabilmek) ME3ün sonuna kadar herşeyde söz sahibi olmuştuk oyuncu olarak. Sheppard aslında öyle olsada bizim için birinin yazıp verdiği bir karakter değil sanki bizim yazdığımız bir karakter gibiydi. Olan her büyük olayda söz hakkı bizdeydi. İstersen tam bir pezevenk gibi oynayıp önüne geleni öldürüp korkutucu bir anti-hero olabiliyorduk, istersek Afrikada gülümseyerek cocuklara yapılan bir konuta çivi çakarken kaydedilen Avrupalı görünümlü insan kadar inanılmaz "iyi" bir insan olarak oynayabiliyorduk. 2. Oyunun sonunda oyunun 2. Baş kötü adamına istediğini yerine getirebiliyorduk. bu yüzden insanlar nefret etti ME3ün sonunda. ME2 gibi gerçekten seni geride tutmayan istersen kötü adama yardım edebildiğin eğer adam gibi oynamazsan okadar değer verdiğin arkadaşlarının ölebildiği eğer umrunda olmazsa takımını toplamadan bitirebileceğin bi oyundan sonra, Bütün 50 saatlik oyunda yaptığın nerdeyse herşeyin oyunun sonuna etki ettiği bi oyundan sonra, Serinin üçüncü ve hikayeyi tamamlaması gereken oyunu 3 tane tamamen TAMAMEN aynı ama farklı renklerde biten sonla bitti. Böyle bi reaksyona bütün seriyi oynamış birinin şaşırabiliceğini hiç sanmıyorum. Oyun çıktığından beri bitmeyen tartışmalarda da bir kişinin daha "Bence iyi bir son" dediğini görmedim/duymadım, son hakkında en iyi duyduğum şey "Okadar da kötü değil" oldu hep. Yapımcı Bioware'in böyle bir durumda nasıl hala yaptıkları işin arkasında durabilir bilmiyorum ama o benim görüşüm.
Entitlement konusuna geri dönelim. Entitled denilen Retake Mass Effect'in yaptığı şeyleri sıralıyorum;
1 - Child's play'e(Hasta cocuklara oyun ve oyun konsolu sağlamak için kurulmuş bir yardım kuruluşuna 80 bin dolar para toplamak
2 - Bioware'e 400 adet 3 farklı renkle cupcake gönderip üstünde "Hangi rengi seçersen seç hepsinin içi vanilya" yazan bir not bırakmak
3 - Youtube stayla bağırıp çağırıp boykot etmekle tehdit edip emeği geçen herkesin annesine küfretmek yerine, Neden sonun uygun olmadığını açıklayıp, oyunun sonunun değiştirilmesini istediklerini Bioware'e söylemeleri ve medeni bir şekilde Bioware'den bir açıklama beklemeleri.
Önyargılı ve herşeyi çok hızlı yapması gereken, özellikle internet üzerinden çalışan oyun gazetecileri kişisel olarak yukarda yazdığım şeyleri yapanların oyun sektörünü 5 sene geri iteceğini ve bütün saygınlığını yok edeceğini HATTA oyunu sanat olmaktan alıkoyacağını savundular. Açıklama yapmadan, öyle olur dediler alanın uzmanları. ME3 çıktıktan 2-3 hafta kadar sonra bi kaçının yavaş yavaş araştırma yaptıklarını, aslında okadar haksız olmadıklarını söylesede iş işten geçmiş gibiydi zaten. 2 ay kadar bir süre geçti üzerinden, halen tartışılsada insanlar tartışmadan sıkıldı Bioware'in Mass Effect hayranlarına çocuk gibi davranmasından bıktı. Ağustos ayında DLC ile ME3'ün sonuna eklenti geleceğini açıklandı yakınlarda, ama sonun değişmeyecek olduğu için çok kişi memlun olmadı.
Problem şu Retake Mass Effect hakkımız demedi, hiç kimse oyun benim oyunum ben böyle istiyorum demedi. "Biz sizin emeğinizden doğan bu ürüne çok değer veriyoruz ve sizin de en az bizim kadar çok değer verdiğinizi düşünüyoruz. Bu son ne serinin tonuna nede lore'una uygun değildir eğer ürününüzü değiştirmek istemiyorsanız da en azından bir açıklama bekliyoruz" Denilmeye çalışılan şey buydu.
Sheppard'ın ME3'ü bitirinceki suratı
Nası üzülmeden durabilirsiniz ki bu surata bakıp... :(
Dün gece saat gecenin ikisinde yeni tanıştığım birisi beni aradı. Dedi ki bilmem nereyediz çık gel. Bende hayır yeni uyandım dedim(yeni uyanmıştım) çıkmak istemiyorum şu anda dedim zaten mümkün değil buluşmayacağın bir insandı. Telefondaki arkadaş bana hep bunu yaptığımı söyledi, bende ona benim onunda yeni tanıştığımı daha önce hiç plan bile yapmadığımızı söyledim. Bana nerdeyse tehditkar birşekilde "emin misin?" diye sordu evet dedim oda sanki bak bidaha seninle konuşmam çıkarırım seni hayatımdan dermiş gibi "sen bilirsin..." dedi. Bu sevgili dostlar(ne?) Entitlement benim için. Herhangi bi şirketten bişey istemek değil.
Mass Effect serisi en başından beri seçimin oyuncuda olduğundan ibaretti. En gerçek RPGlerden biriydi benim fikrimce (RPG benim aklımda sadece level atlamak, inventory düzenlemek, matematik yapmak değil, özellikle hikayeye katkıda bulunabilmek) ME3ün sonuna kadar herşeyde söz sahibi olmuştuk oyuncu olarak. Sheppard aslında öyle olsada bizim için birinin yazıp verdiği bir karakter değil sanki bizim yazdığımız bir karakter gibiydi. Olan her büyük olayda söz hakkı bizdeydi. İstersen tam bir pezevenk gibi oynayıp önüne geleni öldürüp korkutucu bir anti-hero olabiliyorduk, istersek Afrikada gülümseyerek cocuklara yapılan bir konuta çivi çakarken kaydedilen Avrupalı görünümlü insan kadar inanılmaz "iyi" bir insan olarak oynayabiliyorduk. 2. Oyunun sonunda oyunun 2. Baş kötü adamına istediğini yerine getirebiliyorduk. bu yüzden insanlar nefret etti ME3ün sonunda. ME2 gibi gerçekten seni geride tutmayan istersen kötü adama yardım edebildiğin eğer adam gibi oynamazsan okadar değer verdiğin arkadaşlarının ölebildiği eğer umrunda olmazsa takımını toplamadan bitirebileceğin bi oyundan sonra, Bütün 50 saatlik oyunda yaptığın nerdeyse herşeyin oyunun sonuna etki ettiği bi oyundan sonra, Serinin üçüncü ve hikayeyi tamamlaması gereken oyunu 3 tane tamamen TAMAMEN aynı ama farklı renklerde biten sonla bitti. Böyle bi reaksyona bütün seriyi oynamış birinin şaşırabiliceğini hiç sanmıyorum. Oyun çıktığından beri bitmeyen tartışmalarda da bir kişinin daha "Bence iyi bir son" dediğini görmedim/duymadım, son hakkında en iyi duyduğum şey "Okadar da kötü değil" oldu hep. Yapımcı Bioware'in böyle bir durumda nasıl hala yaptıkları işin arkasında durabilir bilmiyorum ama o benim görüşüm.
Entitlement konusuna geri dönelim. Entitled denilen Retake Mass Effect'in yaptığı şeyleri sıralıyorum;
1 - Child's play'e(Hasta cocuklara oyun ve oyun konsolu sağlamak için kurulmuş bir yardım kuruluşuna 80 bin dolar para toplamak
2 - Bioware'e 400 adet 3 farklı renkle cupcake gönderip üstünde "Hangi rengi seçersen seç hepsinin içi vanilya" yazan bir not bırakmak
3 - Youtube stayla bağırıp çağırıp boykot etmekle tehdit edip emeği geçen herkesin annesine küfretmek yerine, Neden sonun uygun olmadığını açıklayıp, oyunun sonunun değiştirilmesini istediklerini Bioware'e söylemeleri ve medeni bir şekilde Bioware'den bir açıklama beklemeleri.
Önyargılı ve herşeyi çok hızlı yapması gereken, özellikle internet üzerinden çalışan oyun gazetecileri kişisel olarak yukarda yazdığım şeyleri yapanların oyun sektörünü 5 sene geri iteceğini ve bütün saygınlığını yok edeceğini HATTA oyunu sanat olmaktan alıkoyacağını savundular. Açıklama yapmadan, öyle olur dediler alanın uzmanları. ME3 çıktıktan 2-3 hafta kadar sonra bi kaçının yavaş yavaş araştırma yaptıklarını, aslında okadar haksız olmadıklarını söylesede iş işten geçmiş gibiydi zaten. 2 ay kadar bir süre geçti üzerinden, halen tartışılsada insanlar tartışmadan sıkıldı Bioware'in Mass Effect hayranlarına çocuk gibi davranmasından bıktı. Ağustos ayında DLC ile ME3'ün sonuna eklenti geleceğini açıklandı yakınlarda, ama sonun değişmeyecek olduğu için çok kişi memlun olmadı.
Problem şu Retake Mass Effect hakkımız demedi, hiç kimse oyun benim oyunum ben böyle istiyorum demedi. "Biz sizin emeğinizden doğan bu ürüne çok değer veriyoruz ve sizin de en az bizim kadar çok değer verdiğinizi düşünüyoruz. Bu son ne serinin tonuna nede lore'una uygun değildir eğer ürününüzü değiştirmek istemiyorsanız da en azından bir açıklama bekliyoruz" Denilmeye çalışılan şey buydu.
Sheppard'ın ME3'ü bitirinceki suratı
Nası üzülmeden durabilirsiniz ki bu surata bakıp... :(
Dün gece saat gecenin ikisinde yeni tanıştığım birisi beni aradı. Dedi ki bilmem nereyediz çık gel. Bende hayır yeni uyandım dedim(yeni uyanmıştım) çıkmak istemiyorum şu anda dedim zaten mümkün değil buluşmayacağın bir insandı. Telefondaki arkadaş bana hep bunu yaptığımı söyledi, bende ona benim onunda yeni tanıştığımı daha önce hiç plan bile yapmadığımızı söyledim. Bana nerdeyse tehditkar birşekilde "emin misin?" diye sordu evet dedim oda sanki bak bidaha seninle konuşmam çıkarırım seni hayatımdan dermiş gibi "sen bilirsin..." dedi. Bu sevgili dostlar(ne?) Entitlement benim için. Herhangi bi şirketten bişey istemek değil.
16 Aralık 2011 Cuma
Burt Fucking Reynolds?!!1!?
1 Hafta kadar önce 3-4 gün neredeyse sürekli Saints Row: the Third oynadım. Bilmiyip bunu okuduktan sonra merak eden olursa wikipedia sayfasına bakabilirsiniz. İlk teaser ı çıktığından beri bekliyodum deli gibi. Kısaca, 3 hafta falan önce çıkan Sandbox(açık bi mekanda istediğin herşeyi yapıyosun falan GTA gibi) stili oyun. görevler yaparak hikayeyi ilerletiyosun. Saints diye bi Çetenin liderini oynuyosun Steelport adında bi New York kopyası şehirde. Herneyse.
Oyunu Bitirince bu sene oynadığım en mütüş oyun dedim. sonra hemen yazı yazıcaktım hakkında. Ama bekledim bakalım etkisinde kalmışımdır hopjektif olmaz felan diye. Eeeh pek çok bişey değişmedi. Aralarda toplam oynama zamanını yükseltsin diye konulmuş bikaç görev rahatsızlık verebiliyo ve zombiler pek çok güçlü olmuş(açıklıycam zombileri). Başka pek bi problemini göremiyorum. AMA diyceksin ki nası göremessin şu var bu var nası da olmaz bende hata verdi falan. Görmezden geliyorum. çünkü Core Gameplay'i pek çok başarılı. bütün sene oynadığım bütün shooterlardan daha eylenceli ateşli silahlarla çatışmaya girmek, Oyunun başından sonuna kadar Pro Güreş hareketleri yapabilme kabiliyetine sahipsin(klozetken bile. açıklıycam hepsini) Görevlerde, mekanlarda, karakterlerde, silahlarda herşeyde inanılmaz çeşitlilik var. Herkesin seveceği en az bişey vardır bu oyunda ona eminim.

Oyun Banka soygunuyla başlıyo. 2. oyundan sonra çok güçlü müçlü olan Saintler, PR için soyuyolar bankayı. herneyse soygun kötü gidiyo. ve Karakter yaratma ekranına giriyoruz(Soygunda maskot giysisi içindesin ve ses değiştiricisi var) karakter yaratma ekranıı, inanılmaz. Kadın veye erkek olarak oynayabiliyosun tabikide. suratının herşeyini değiştirebiliyosun bissürü saç, sakal, kaş, göz, maktaj, yara izi, ten rengi(yeşil, parlak metal gibi)
herşey işte.
Çeşitlilik derken sadece bu kesinlikle değil yukarda söylediğim gibi. yavaştan onu anlatmak istiyorum. Oyuna başladıktan sonra şehirin heryerinde olan giysi satan yerlere gidip giysi alabiliyosun ve Kadın erkek fark etmiyo ne giydiğin herife topuklu, sütyen giydirebiliyosun hiç umrunda değil oyunun (m+18 olduğunu söylemişmiydim oyunun?) kadınlar zaten herşeyi herzaman giyebildiği için o okunda bi farklılık yok. Oyunun başında 2. görevde helikopterden bi binanın tepesindeki diğer çetenin partisine atlıyıp mekanı ele geçiriyosun BU ARADA bu oyun Zack Snyder filmi gibi. Müzik kullanımı açısından. Az önce anlattığım görevde Kanye West'ten(ıh) Power çalıyo. ilerki görevlerden birinde yine helikopterden bi Nükleer santralin içindeki Hacker mekanına atladığında içerde Dilemn'den Pitless çalıyo içerde parti modunda mavi lazerler ve ışık oyunları dönerken bi süper bilgisayar çalmaya çalışıyosun çatışmalar içinde, sonraki bi bölümde, Cyberspace(Tron stayla) e girip Elinde eşşek gibi kılıç olan ejderhaya dönüşüp başka bi ejderhayla dövüşürken Deadmau5 tan City in florida çalıyo. Lumberjack stili Pro güreş maçında ringdeki arkadaşın dövüşürken gelenlerin maça girmemesi için elinde elektirikli testereyle herkesi kırmızı dumana dönüştürürken You're the best around çalıyo. HANİ VARYA KARATE KİD'DE O. ama en güzeli. en en güzeli (burda spoiler var) oyundaki 2 arkadaşını kaçırıp statue of liberty çakması dev heykelin üstüne çıkarıp heykeli patlatmaya kalkınca bi kaç eleman, heykele çıkmaya çalışırken hertaraftan adam gelirken arkada I need a hero çalınca ne yapıcağımı bilemedim.
Oyunu Bitirince bu sene oynadığım en mütüş oyun dedim. sonra hemen yazı yazıcaktım hakkında. Ama bekledim bakalım etkisinde kalmışımdır hopjektif olmaz felan diye. Eeeh pek çok bişey değişmedi. Aralarda toplam oynama zamanını yükseltsin diye konulmuş bikaç görev rahatsızlık verebiliyo ve zombiler pek çok güçlü olmuş(açıklıycam zombileri). Başka pek bi problemini göremiyorum. AMA diyceksin ki nası göremessin şu var bu var nası da olmaz bende hata verdi falan. Görmezden geliyorum. çünkü Core Gameplay'i pek çok başarılı. bütün sene oynadığım bütün shooterlardan daha eylenceli ateşli silahlarla çatışmaya girmek, Oyunun başından sonuna kadar Pro Güreş hareketleri yapabilme kabiliyetine sahipsin(klozetken bile. açıklıycam hepsini) Görevlerde, mekanlarda, karakterlerde, silahlarda herşeyde inanılmaz çeşitlilik var. Herkesin seveceği en az bişey vardır bu oyunda ona eminim.
Oyun Banka soygunuyla başlıyo. 2. oyundan sonra çok güçlü müçlü olan Saintler, PR için soyuyolar bankayı. herneyse soygun kötü gidiyo. ve Karakter yaratma ekranına giriyoruz(Soygunda maskot giysisi içindesin ve ses değiştiricisi var) karakter yaratma ekranıı, inanılmaz. Kadın veye erkek olarak oynayabiliyosun tabikide. suratının herşeyini değiştirebiliyosun bissürü saç, sakal, kaş, göz, maktaj, yara izi, ten rengi(yeşil, parlak metal gibi)
herşey işte.
Çeşitlilik derken sadece bu kesinlikle değil yukarda söylediğim gibi. yavaştan onu anlatmak istiyorum. Oyuna başladıktan sonra şehirin heryerinde olan giysi satan yerlere gidip giysi alabiliyosun ve Kadın erkek fark etmiyo ne giydiğin herife topuklu, sütyen giydirebiliyosun hiç umrunda değil oyunun (m+18 olduğunu söylemişmiydim oyunun?) kadınlar zaten herşeyi herzaman giyebildiği için o okunda bi farklılık yok. Oyunun başında 2. görevde helikopterden bi binanın tepesindeki diğer çetenin partisine atlıyıp mekanı ele geçiriyosun BU ARADA bu oyun Zack Snyder filmi gibi. Müzik kullanımı açısından. Az önce anlattığım görevde Kanye West'ten(ıh) Power çalıyo. ilerki görevlerden birinde yine helikopterden bi Nükleer santralin içindeki Hacker mekanına atladığında içerde Dilemn'den Pitless çalıyo içerde parti modunda mavi lazerler ve ışık oyunları dönerken bi süper bilgisayar çalmaya çalışıyosun çatışmalar içinde, sonraki bi bölümde, Cyberspace(Tron stayla) e girip Elinde eşşek gibi kılıç olan ejderhaya dönüşüp başka bi ejderhayla dövüşürken Deadmau5 tan City in florida çalıyo. Lumberjack stili Pro güreş maçında ringdeki arkadaşın dövüşürken gelenlerin maça girmemesi için elinde elektirikli testereyle herkesi kırmızı dumana dönüştürürken You're the best around çalıyo. HANİ VARYA KARATE KİD'DE O. ama en güzeli. en en güzeli (burda spoiler var) oyundaki 2 arkadaşını kaçırıp statue of liberty çakması dev heykelin üstüne çıkarıp heykeli patlatmaya kalkınca bi kaç eleman, heykele çıkmaya çalışırken hertaraftan adam gelirken arkada I need a hero çalınca ne yapıcağımı bilemedim.
Oynayın gençler
4 Aralık 2011 Pazar
The Room
The Room 2003 Yılında Dünyaya gelmiş en mukemmel executive producer(türkçesi çıkmadı hala bu öbeğin dimi?) prodüktör, yönetmen ve aktör ve insan olan Tommy Wiseau taranfından hem exec produce edilmiş hem produce edilmiş hem yönetilmiş hemde içinde oynanmış olan über film.
(Inception trailer'ındaki BVAAA sesi)

Tüm zamanların en kötü filmleri arasında görülen 6(ALTI) milyon dolara çekilmiş olan bağımsız film. Wiseau'nun kişisel hayali olarak başlamış olan önce. 600 küsür sayfalık kitap sonra 99 sayfalık film senaryosuna dönmüş olan hikaye. Şu anda kendi içinde fenomen halde. neredeyse bütün dünyada "fan" ları(biride benim) olan Bütün kuzey amerikada ayda bikere gece yarısı gösterimleri yapılan film. İşin en güzel tarafıda, Wiseau ben zaten "Black Comedy" diye yaptım o filmdi demesi.
Filmin ana karakterleri soldan sağa olarak
1-Lisa Johnny'nin nişanlısı O hai Lisa. 2- Johnny, esas oğlan, Tommy Wiseau'nun oynadığı şey
3- Denny, Johnny'len Lisa'nın yan komşusu 30 yaşında gibi görünen ama 15 yaşında gibi davranan üniverste öğrencisi. Johnny's like a father to him. O hai Denny. 4- Mark, Johnny'nin en yakın arkadaşı O hai Mark.
Tamam hemen söyliyceğim şeyleri söyliycem. Sonra gidin izleyin
Tommy Wiseau denen insanın rol yapması kadar inanılmaz bişey göremezsiniz. Oturup anlatmam lazım her söylediği şeyleri tek tek. Ciddiyim gidin izleyin hemen. Ayrıcada çekimler bittikten sonra neredeyse bütün transkripti baştan dublaj etmiş. Ağız felanda tutmuyo. inanılmaz.
Film boyunca bütün karakterler sürekli çok "Meşgul" olduklarını söylüyolar. birtanesinin bile bi iş yaptığını görmüyoruz. Eve sürekli birileri girip 2 dakika sonra çıkıyo. ve Lisa'nın annesi filmin başlarında "Bende kesinlikle göğüs kanseri var" diyo. Lisa'da merak etme diyo. BİDAHA DA BU KONU HİÇ AÇILMIYO.
6 tane sevişme sahnesi var. Film nerdeyse sevişme sahnesiyle açılıyo. 1 tanesi inanılmaz garip ve anatomik olarak olanaksız. ve en azından 3 tanesininde hiç ama hiç anlamı ve filme katkısı yok filler dediğimiz şeyler if ya kno what i sayin brotha. Ama daha çoooooook filler var
Filmde toplam 12 dakika sadece San Fransisco çekimi var. Sadece şehir. Scenic Vista. Filler yine

Önce hikayeye tamamen hiç katkısı olmayan çiftin Johnny'nin evinde seviştiğini görüyoruz. don kayboluyo falan işte komedi katmaya çalışılmış heralde. O bu değilde bu arada yeri gelince söyliyim Film gerçekten çok kötü bi film. Sinema okuluna gidenlere izletilmesi gereken bi film okadar kötü. ama bütün filmde o donunu unutan herif kadar sinir bozucu suratına yumruk atasın geldiği herif yok. belki çok ciddiye alırsan Lisa var. Herneyse. Bu adamın don muhabbetini bizzat görüyoruz. Sonra bu adam don muhabbetini uzuuunca Johnny'e anlatıyo futbol oynarlarken dışarda. Sonra Mark geliyo, bide Mark'a anlatıyo. ve bu bütün olay tamamen hiç bi şekilde hiç bişeyle bağlantılı değil. sonra donunu unutan adam yere düşüyo sonra evlere dağılıyolar. Mütiş
Filmin ortalarında Biri Denny'e silah çekiyo bina tepesinde. Johnny'le Mark adamı yakalıyolar sonra Lisa ve Lisa'nın annesi geliyo Johnny ve Mark silah çeken adamı 1 dakika içinde polise götürüp geri dönüyolar mekana. Yada dışarı atıyolar bilmiyorum.
Filmin yine ortalarında Johnny evde smokinle otururken Denny geliyo oda smokinle. Peter geliyo oda smokinle ve bidaha filmde görünmüyo(izlemeniz lazım valla herşeyi anlatamam sadece tiriviya veriyorum gülün eylenin diye) sonrada Mark geliyo oda smokinle sonra dışarı çıkıp smokinlerle futbol topu atıyolar birbirlerine smokinlerle sonrada yine San Fransisco çekimiyle başka bi sahneye giriyoruz.

Nolur bulun biyerden izleyin.


YOU'RE TEARING ME APART LISA!!!
(Inception trailer'ındaki BVAAA sesi)
Tüm zamanların en kötü filmleri arasında görülen 6(ALTI) milyon dolara çekilmiş olan bağımsız film. Wiseau'nun kişisel hayali olarak başlamış olan önce. 600 küsür sayfalık kitap sonra 99 sayfalık film senaryosuna dönmüş olan hikaye. Şu anda kendi içinde fenomen halde. neredeyse bütün dünyada "fan" ları(biride benim) olan Bütün kuzey amerikada ayda bikere gece yarısı gösterimleri yapılan film. İşin en güzel tarafıda, Wiseau ben zaten "Black Comedy" diye yaptım o filmdi demesi.
Filmin ana karakterleri soldan sağa olarak
3- Denny, Johnny'len Lisa'nın yan komşusu 30 yaşında gibi görünen ama 15 yaşında gibi davranan üniverste öğrencisi. Johnny's like a father to him. O hai Denny. 4- Mark, Johnny'nin en yakın arkadaşı O hai Mark.
Tamam hemen söyliyceğim şeyleri söyliycem. Sonra gidin izleyin
Tommy Wiseau denen insanın rol yapması kadar inanılmaz bişey göremezsiniz. Oturup anlatmam lazım her söylediği şeyleri tek tek. Ciddiyim gidin izleyin hemen. Ayrıcada çekimler bittikten sonra neredeyse bütün transkripti baştan dublaj etmiş. Ağız felanda tutmuyo. inanılmaz.
Film boyunca bütün karakterler sürekli çok "Meşgul" olduklarını söylüyolar. birtanesinin bile bi iş yaptığını görmüyoruz. Eve sürekli birileri girip 2 dakika sonra çıkıyo. ve Lisa'nın annesi filmin başlarında "Bende kesinlikle göğüs kanseri var" diyo. Lisa'da merak etme diyo. BİDAHA DA BU KONU HİÇ AÇILMIYO.
6 tane sevişme sahnesi var. Film nerdeyse sevişme sahnesiyle açılıyo. 1 tanesi inanılmaz garip ve anatomik olarak olanaksız. ve en azından 3 tanesininde hiç ama hiç anlamı ve filme katkısı yok filler dediğimiz şeyler if ya kno what i sayin brotha. Ama daha çoooooook filler var
Filmde toplam 12 dakika sadece San Fransisco çekimi var. Sadece şehir. Scenic Vista. Filler yine

Önce hikayeye tamamen hiç katkısı olmayan çiftin Johnny'nin evinde seviştiğini görüyoruz. don kayboluyo falan işte komedi katmaya çalışılmış heralde. O bu değilde bu arada yeri gelince söyliyim Film gerçekten çok kötü bi film. Sinema okuluna gidenlere izletilmesi gereken bi film okadar kötü. ama bütün filmde o donunu unutan herif kadar sinir bozucu suratına yumruk atasın geldiği herif yok. belki çok ciddiye alırsan Lisa var. Herneyse. Bu adamın don muhabbetini bizzat görüyoruz. Sonra bu adam don muhabbetini uzuuunca Johnny'e anlatıyo futbol oynarlarken dışarda. Sonra Mark geliyo, bide Mark'a anlatıyo. ve bu bütün olay tamamen hiç bi şekilde hiç bişeyle bağlantılı değil. sonra donunu unutan adam yere düşüyo sonra evlere dağılıyolar. Mütiş
Filmin ortalarında Biri Denny'e silah çekiyo bina tepesinde. Johnny'le Mark adamı yakalıyolar sonra Lisa ve Lisa'nın annesi geliyo Johnny ve Mark silah çeken adamı 1 dakika içinde polise götürüp geri dönüyolar mekana. Yada dışarı atıyolar bilmiyorum.
Filmin yine ortalarında Johnny evde smokinle otururken Denny geliyo oda smokinle. Peter geliyo oda smokinle ve bidaha filmde görünmüyo(izlemeniz lazım valla herşeyi anlatamam sadece tiriviya veriyorum gülün eylenin diye) sonrada Mark geliyo oda smokinle sonra dışarı çıkıp smokinlerle futbol topu atıyolar birbirlerine smokinlerle sonrada yine San Fransisco çekimiyle başka bi sahneye giriyoruz.

Nolur bulun biyerden izleyin.

YOU'RE TEARING ME APART LISA!!!
26 Ekim 2011 Çarşamba
Bişeyler izlerken bişeyler hissetmek

Deadwood izliyorum 3-4 gündür. Deadwood 2004-2006 yılları arasında Western temalı HBO da yayınlanmış olan bir televizyon dizisi. Türkiyede yayınlanıp yayınlanmadığını bilmiyorum. Diziyi merak ederseniz bakın wikide falan. Western dizisi diyorum ama ilk sezonun 10 bölümünü izledim şu ana kadar toplamda 2 kere silah patladı. So go figure. Dizinin ana karakterlerinden biri, Al Swearengen, İngiliz Göçmeni, Sağdaki fotoğrafta göründüğü gibi korkutucu suratı olan, GEM adındaki Han yada Bar yada herneyse(aynı zamanda Genelev olan bir herneyse) işleten insan. Daha çok para kazanmak için, Mekanını yada kendi kıçını korumak ve kurtarmak için nerdeyse herşeyi yapmaya hazır olan bir amca. Dizi boyunca yanında çalıştırdığı insanlara korkutucu ve kötü davrandığını. ufak veya büyük kazançlar için insanlar öldürdüğünü görüyoruz. Dizinin kötü adamı falanda değil kendisi gayet baş rol oyuncularından biri modunda.
Birde Reverend H.W. Smith var. Sevdiğim bir oyuncu olan Ray McKinnon'ın oynadığı çok önemli olmayan yan karakterlerden biri. Sosyal olarak o zamana göre normal davranamayan. herşeyi "herşey tanrının planı" şeklinde yargılarak yaşayan Deadwood kasabasının Papazı. Sürekli çevresindeki herkeze inanılmaz sıcak kanlı ve güleryüzlü davranıp herşeyi dine bağlamasıyla ve herşeyi dine bağlarkenki garip tanımları ve tavırlarıyla herkezi rahatsız ederken, verdiği rahatsızlıktan kimse şikayet etmemekte.
(Burdan sonra spoiler vermeye başlıycam ilk sezonla alakalı. Aman diyim.)
Dizinin 5. bölümünde Papazın bir cenazeden sonra nöbet geçirdiği gösteriliyor bize. bunun üzerine geçen bölümlerde de az dozlarda bir hastalığı olduğu gösteriliyor. önce eskisinden dahada saçma konuşmaya başlıyor. Sonra normal yürüyememeye başlıyor. Önce sol gözü sonrada sol kolu zor çalışmaya başlıyor ve sürekli çürümüş et kokusu aldığından şikayetçi oluyor. Hasta olduğundan utandığı için doktora gitmeyen papaz, en sonunda yakınındaki insanlardan biri onu zorla kasabanın doktoruna götürdüğünde doktor Papazın "Beyninde bişeylerin değiştiğini" söylüyor. Papaz elinde kitabıyla ayrılıyor doktorun ofisinden ve o bölüm içinde birdaha görünmüyor.
Sonraki bölümde Papazı Gem Barında görüyoruz. bara yeni alınan piyanonun yanına oturmuş piyano çalan adamla beraber sağa sola doğru hali nekadar izin veriyorsa oynamaya çalışıyor. Mutlu görünüyor. Al bunu görünce Piyano çalan adama gidip bedava seks öneriyor bardaki istediği bir kızla. Ortadan yok olsun diye. Sonra papazı ayağa kaldırıyor. Papazın suratını adam gibi gördüğümüzde sol gözünün düşmüş olduğunu görüyoruz yani sol gözü yere bakıyor. Al bir papazın Gem gibi biyerde işleri aksattıracağını, müşterilerin bir papazı öyle bir yerde görmek istemeyeceğini açıklıyor. Neden Gemde olduğunu soruyor papaza, Papazda sadece piyanoyu dinlemekten hoşlandığını söylüyor. Al, papaza Gem'in müşterilere açık olmadığı zamanlar istediği kadar gelebileceğini ama şu an gitmesi gerektiğini söylüyor. Papaz üzüldüğünü belli etmemeye çalışarak gülümseyip tabiki diyip çıkıyor. Al dışarda bir problemi çözmeye çalışırken Gem de tekrar Papazı görüyoruz yine Piyano çalan adamın yanında oturmuş. busefer kendini iyice müziğe kaptırmış bir durumda. çalışan ayağını müziğin ritmiyle beraber tahta zemine vuruyor, elini sallıyor ve çok mutlu görünüyor. ve önünde bir grup Gemde çalışan kızlar mutlu birşekilde(herhangi bi cinsel bi böyle bişey olmadan) dans ediyorlar.
Ve Al Gem e giriyor. Al'in Gem e girdiğini gördüğüm anda kendimi tamamen yok etmek istedim ne olacağını bilmemek görmemek istedim. adamı orda sonsuza kadar bırakabilmek istedim. Olacak olduğunu tahmin ettiğim şeyleri engelleyebilmek istedim. yardım edebilmek istedim.
Daha önce hiç bir film, dizi, kitap, çizgi roman, oyun vesaire de böyle bişey hissetmemiştim. Çoğu kez sinirlendim üzüldüm ağlıycak gibi oldum utandım gaza geldim. ama hiç böyle bişey hissetmemiştim. ve bu hissin bukadar yoğun olması beni gerçekten GERÇEKTEN şaşırttı.
Bravo. mükemmel yazılmış gerçek gibi(karakterler gerçek karakterler ama ben yazarlıktan bahsediyorum) karakterler, mükemmel senaryo yazarlığı, mükemmel oyunculuk için teşekkür ederim her kimse o bütük bunlardan sorumlu olanlar(tek tek bütün bölümlerin yönetmenlerine yazarlarına bakarım zor değilde uğraşmak istemiyorum)
Sonuç olarak: Teşekkürler Deadwood. Bana bişeyler hissettirdiğin için.
4 Ocak 2011 Salı
Comics are Weird! "Know your Vin Gonzales..."
Vin Gonzales'le tanışın. NYPD'nin saygın memurlarından biri,Harry Osborn'un kızarkadaşının NYPD'de adli tıpda çalışan arkadaşının arkadaşı(cidden). Geçen yazıda bahsettiğim Spider-man'in ''One More Day'' Crossover'ından sonraki Brand New Day hikayesinde ortaya çıkıyor, Önce Peter'la arkadaş olup bir süre sonra ikisininde çektiği para sıkıntısı yüzünden aynı eve çıkma kararı alıyorlar. Peter'a karşı iyi davranan ama (tabikide)Spider-man'e karşı tamamen tahammülsüz olan bir birey.
Bu karakterle doğrudan bir sorunum yok. Karakterizasyonu gayet iyi ve bir polis için gayet anlaşılır motivlerle hareket ediyor. Bu karakterin problemi tamemen editörlerden kaynaklanmakta. En başda görlülen resim Vin'in ilkkez karşımıza çıktığı ASM(Amazing Spider-man) #547 deki karesi;
Solda; ASM #558'deki hali(ortadaki arkadaş)
Sağda; ASM #567[O sıralar Kraven'ın kızı bunu spider-man sanmıştı zorla giysisini giydirip dövmüştü falan..]
Bu soldaki de ASM #569'da ki Vin abimiz.
Ve son olarak da sağdaki ASM#578'deki Officer Gonzales.
Farketmediyseniz söyliyim VIN GONZALES IRK DEĞİŞTİRİYOR!!! ilk gördüğümüzde Hispanic-American görünen Gonzales sonraki resimde Half-Asian dururken bir sonraki resimde nerdeyse american hero modunadaki abimiz bir sonrakinde mor saçlarıyla dikkat çekiyor(böyle bi cümle kurduğuma inanamıyorum lannn) ve diğerinde birden bire ZENCİ oluyor! ve asıl anlamadığım şey çizerler veya renklendirenler çenesindeki cücük sakalı çizmeyi unutmayıp HANGİ RENKTE OLDUĞUNU UNUTMUŞLAR. tamam belki tekrar Hispanic görüntüsünü falan geri getirmeye çalışmışlardır ama en son soldaki panelde düpedüz zenci görünüyor Vin abi. Bu nasıl bir editörlüktür, nasıl bir supervisorlıktır anlamadım. Buna bir cevap ver Mr.Quesada.
I do not own any of the images. all the credit belongs to Marvel Comics.
I do not own any of the images. all the credit belongs to Marvel Comics.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



