Yaptığım şeyin internette yapılacak en salakça şeylerden biri olduğunu farkettim daha yeni. E3 öncesi eski oyunları konuşmak kadar salakça bişey yapılmaz heralde. Eğer acil olarak bissürü şey yazmam gerekmeseydi muhtemelen Haziranın sonuna bırakırdım ama tam yol devam edeceğiz yapacak bişey yok. Sizi Conanla baş başa bırakıyorum
CONAN! WHAT IS BEST IN LIFE?!
1 Haziran 2012 Cuma
He Pulled First.
Raylan Givens her polisin polis olmayı seçtiğinde olacağını düşündüğü adam diye tahmin ediyorum... Justified. Türkiyede yayınlandığını sanmıyorum. Keşke yayınlansa çok kaliteli bir dizi. Klasik polisiye dizilerden çok daha farklı. Bunun nedenlerinden birinin dizinin Kentucky'de geçmesi olduğunu düşünüyorum. Gerçek redneck kültürlerinin suçla olan umursamaz ilişkilerini ele alabiliyor lokasyonu sayesinde. Baş karakter Deputy US Marshall(yardımçı polis şefi?) Raylan Givens. Hem 2.Sınıf suçlu olan babasına orta parmak için hemde Harlan'dan kaçmak için Polis olup Kentucky'den çıkıp gitmiştir. Polislik hayatında gördüğü şeyler Raylan'ı gün geçtikçe daha çok merhametsiz bir iş bitiriciye dönmeye başlıyor.
Dizinin ilk sahnesinde Raylan'ın birinin masasına oturduğunu görüyoruz. Öğreniyoruz ki, Masasına oturduğu kişiye 24 saat vermiş Şehirden ayrılması için, yoksa seni gördüğüm yerde öldürürüm diye bir ultimatom vermiş. Ama problem şu ki daha 24 saat dolmadan adama hadi kalk git demeye gelmiş Raylan. Adam tabi memlun değil bu durumdan memnuniyetsizliğini dile getiriyor Raylan'a. Raylan herzamanki gibi umrunda değil. Bayağı yoğun ve heyecanlı bir diyologdan sonra Adamın silahını çekmesiyle üstüne 3 tane kurşun koyuyor arkadaşın Raylan. Dizinin ilerleyen zamanlarında öğreniyoruz ki, Meksikan bir uyuşturucu ve silah karteliyle ilgili bilgi toplamaya çalışırken Raylan ve ozamanki partneri. Bunları rehine tutan kartel üyeleri nekadar çok bilgiye sahip olduklarını öğrenmek için yaptıkları işkencelerden sonra son olarak Raylan'ı ve ortağını bağlayıp ortağının ağzına dinamit bantlayıp yaktıklarını anlatıyor Raylan. Bu olayın onun insanlığının bozduğu belli olmaya başlıyor ordan sonra.
Dizinin diğer güçlü yanı yan karakter ve kötü adam olarak diziye giren Boyd Crowder'ın bir anda 2. başrolü almış olması. Açıkcası yazdıkça nekadar çok anlatmamak istediğimi farkediyorum. Kimse haberdar değil bu dizinin varlığından 4. sezonu Ekimde başlayacak. Herkesin en azından İlk bölümünü izlemesini tavsiye ederim. İlk bölümü hem çok güzel bir başlangıç sunuyor hemde tek başınada çok başarılı bir kısa film kadarda güzel yapılmış. Torrentlere koşun gençler. Raylan abi beklemez
Dizinin ilk sahnesinde Raylan'ın birinin masasına oturduğunu görüyoruz. Öğreniyoruz ki, Masasına oturduğu kişiye 24 saat vermiş Şehirden ayrılması için, yoksa seni gördüğüm yerde öldürürüm diye bir ultimatom vermiş. Ama problem şu ki daha 24 saat dolmadan adama hadi kalk git demeye gelmiş Raylan. Adam tabi memlun değil bu durumdan memnuniyetsizliğini dile getiriyor Raylan'a. Raylan herzamanki gibi umrunda değil. Bayağı yoğun ve heyecanlı bir diyologdan sonra Adamın silahını çekmesiyle üstüne 3 tane kurşun koyuyor arkadaşın Raylan. Dizinin ilerleyen zamanlarında öğreniyoruz ki, Meksikan bir uyuşturucu ve silah karteliyle ilgili bilgi toplamaya çalışırken Raylan ve ozamanki partneri. Bunları rehine tutan kartel üyeleri nekadar çok bilgiye sahip olduklarını öğrenmek için yaptıkları işkencelerden sonra son olarak Raylan'ı ve ortağını bağlayıp ortağının ağzına dinamit bantlayıp yaktıklarını anlatıyor Raylan. Bu olayın onun insanlığının bozduğu belli olmaya başlıyor ordan sonra.
Dizinin diğer güçlü yanı yan karakter ve kötü adam olarak diziye giren Boyd Crowder'ın bir anda 2. başrolü almış olması. Açıkcası yazdıkça nekadar çok anlatmamak istediğimi farkediyorum. Kimse haberdar değil bu dizinin varlığından 4. sezonu Ekimde başlayacak. Herkesin en azından İlk bölümünü izlemesini tavsiye ederim. İlk bölümü hem çok güzel bir başlangıç sunuyor hemde tek başınada çok başarılı bir kısa film kadarda güzel yapılmış. Torrentlere koşun gençler. Raylan abi beklemez
Bastion
Bastion. Geçen sene bu sıralar çıkan "Action-adventure mixed with rpg elements" oyunu Bastion'u anlatmak hem zor hemde kolay. Ben bu yazıları tam olarak nası yazmam gerektiğine hala karar veremedim, tamaem objektif bakıp herşeyimi anlatıyım. yoksa sadece kendi fikrimi mi yazıyım bilemiyorum. Bu sefer sadece kendi fikrim yazacağım, bakalım nasıl olacak. Çıktığı zaman tamamen habersizce aldım Xbox live'dan. 1200 ms points' di yanlış hatırlamıyosam 15$ yapıyor buda. Şu anda Steamdede mevcut ve 10 dolar yada 10 dolardan daha düşük olmalı. İzometrik bakış açısı merak uyandırmıştı ve görselleri hoşuma gitmişti.
Oyun indikten sonra açtığımda düşündüğümden çok daha fazlası olduğunu farkettim oyunda. Şimdiye kadar hiç görmediğim bişey vardı öncelikle. Oyunda tamamen, başından sonuna kadar, seslendirilmiş narration var, Bioshock gibi arkadan başka şeyler konuşan kayıtlar gibide değil. Ekranda görünen herşey aynı anda Narrate ediliyor. çokda baba sesli bir amcamız tarafından. Oyunu 10 kat daha orjinal ve ilginç hale sokuyor bu durum. Çok güzel, üzen ve şaşırtan bir hikayesi de var. Oyuna tamamen bilgisiz başlıyoruz. Rucks(Narrator) yavaş yavaş bize anlatıyor olan şeyleri.
Oynanışı da hem alışık olduğumuz hemde olmadığımız bir stilde. İzomektrik açıdan top-down shoother stilinde oynanıyor ama 11 çok farklı silah var. Yanınızda sadece 2 tane bulundurabiliyorsunuz ama. Çok hızlı bıcaklar, tabancalardan Çok yavaş,Havan topu, tek atışlık tüfekler, mızraklara kadar çok farklı taktiklerle kullanılması gereken silahlar hepsi. Stratejiye zorluyor oyun. istediğiniz zaman ekipmanınızı değiştirebiliyorsunuz. Çok kolay olmayan ve gayet tatmin edici bir combat sistemi var.
Oyun indikten sonra açtığımda düşündüğümden çok daha fazlası olduğunu farkettim oyunda. Şimdiye kadar hiç görmediğim bişey vardı öncelikle. Oyunda tamamen, başından sonuna kadar, seslendirilmiş narration var, Bioshock gibi arkadan başka şeyler konuşan kayıtlar gibide değil. Ekranda görünen herşey aynı anda Narrate ediliyor. çokda baba sesli bir amcamız tarafından. Oyunu 10 kat daha orjinal ve ilginç hale sokuyor bu durum. Çok güzel, üzen ve şaşırtan bir hikayesi de var. Oyuna tamamen bilgisiz başlıyoruz. Rucks(Narrator) yavaş yavaş bize anlatıyor olan şeyleri.
Oynanışı da hem alışık olduğumuz hemde olmadığımız bir stilde. İzomektrik açıdan top-down shoother stilinde oynanıyor ama 11 çok farklı silah var. Yanınızda sadece 2 tane bulundurabiliyorsunuz ama. Çok hızlı bıcaklar, tabancalardan Çok yavaş,Havan topu, tek atışlık tüfekler, mızraklara kadar çok farklı taktiklerle kullanılması gereken silahlar hepsi. Stratejiye zorluyor oyun. istediğiniz zaman ekipmanınızı değiştirebiliyorsunuz. Çok kolay olmayan ve gayet tatmin edici bir combat sistemi var.
Oyunun görselleri tamamen inanılmaz. Kesinlikle kendine has bir stili var ve insanı rüyadaymış gibi hissettirebiliyor bazen. Yıkılmış Şehirlerden Ormanlara, Buz tutmuş tapınaklardan bataklıklara mekanların hepsi çok farklı ve kendini tekrar etmiyor.
Son olarakta müzik. Müzik konusunda konuşmaya bile kendimi yeterli görmüyorum. Çok yerinde inanılmaz başarılı ve profosyonelce yapılmış Oryantel ve modern müziğin birleşimiyle mükemmel bir Soundtrack ortaya çıkmış. Oyunu ilk oynadığım günden beri hala sıkılmadan dinlediğim bir Soundtrack albümü var. Benim fikrimce bu oyun 10/10 5 yıldız 100 üzerinden 100. Mükkemmel demeye çalışmıyorum. Hiçbir medyada mükemmel birşey olabileceğine inanmıyorum. Ama Bastion yapmaya çalıştığı herşeyi son derece ince ve ustalıkla yapmış bir oyun. Herkesin kesinlikle oynaması gerekiyor.31 Mayıs 2012 Perşembe
Kingdoms of Amalur: Reckoning
Bu oyun ne zaman aklıma gelirse sinirleniyorum ve üzülüyorum aynı zamanda. Çok çok daha iyi olabilirdi. baş tasarımcısı Kel Rolston adında Elder's Scrolls Morrwind ve Oblivion gibi zamanının çok başarılı oyunların yapımında büyük yardımı olmuş bir baş tasarımcı. Todd Macfarlane gibi elinde kalem varken ne yaptığını bilen bir sanatçı ve R. A. Salvatore gibi Fantasi Janrasında başarılı olan bir yazardan çıkan oyunun çok daha başarılı olmasını beklerdim. Bunu beklememdede haksız olduğumu düşünmüyorum.
Öncelikle iyi şeyleri sayıcam. Oyun gördüğüm en başarılı Combat sistemlerinden birine sahip. Fantaaazi oyunlarında klişe olan 3 farklı yol var önümüzde Might, Sorcery ve Finesse. Might Kılıç kalkanlı Fighter dediğimiz karakterlerden. Sorcery işte sorcery. Büyücü. Finesse de Rouge. Ok Yay, hançer falan. Her level atladığımızda bu skill ağaçlarına 3 adet puan koyabiliyorsunuz ve her level size ciddi fayda sağlayabiliyor. Çok küçük değişiklikler yerine ciddi anlamda senin oynama şeklini değiştirebilen güçler var ve erken levellarda ortaya çıkıyorlar. Ayrıcada İstendiği zaman gidip bütün puanlarınızı silip en baştan puanları dizebiliyorsunuz istediğiniz skillere, buda deney yapmanıza olanak veriyor. Kombat çok akıcı ve hiç hantallaşmıyor. arsenal'ınızdaki herşeyi kullanabiliyorsunuz ve silahlar dışında sizin seçtiğiniz farklı güçlerlede daha kompleks hale getirebiliyorsunuz oyunu dövüştüğünüz kişinin arkasına teleport olmak gibi veya suratına zehir atıp kısa süreliğine şaşırtmak gibi, hatta MK Scorpion tarzı Come Over Here! Diye size uzaktan saldıran birini yanınıza çekebiliyorsunuz. 9 Farklı silah gurubu ve sayısız silah da size en uygun olan dövüş mekanizmasını bulmanıza yardımcı oluyor. Ayrıcada oyun gerçekten güzel görünüyor. Rekli görünüyor çoğu mekanda. Diğer modern oyunlara göre çok daha canlı ve sizi içine çekiyor. Kendine has bir stili var ve orjinal görünüyor.
İlk duyduğum zamandan beri Umutluydum bu oyun hakkında. O Superstar line-up zaten insanı heyecanlandırıyor. ve evet oyunun mekanikleri çok güzel dizayn edilmiş ve kolay kullanılıyor. AMA ve benim için büyük bir ama. Oyunun hikayesi beni hiç bir şekilde saramadı. alıp götüremedi. Oyuna ölü olarak başlıyoruz...... Evet. Sonra bir Gnome'un ölüler üzerinde yaptığı deneylerden biri işe yarıyor ve hayata geri dönüyoruz. Bu olay Amalur dünyasını kontrol eden kaderin kırıldığı anlamına geliyormuş. Oyuncu karakter herkezin kaderini değiştirebiliyormuş ladidadida. Bu hikayeyi çok beğenen olduğunu duydum. Kader ve Kişisel felsefelere değindiğini idda ediyorlardı. Ben o hissi bir türlü alamadım. Oyunun ana hikayesi bana daha çok büyük bir düşmanı öldürünce aha bak bunu öldürebildin alsında o seni öldürücekti sen değiştirebiliyosun kaderi! demek için gibi geldi. okadar. Başka bir yardımı veya hikayeye katkısını görmedim çok ucuz geldi bana. Gerikalan ana hikaye de çok fazla klişe. İnsanlar ve insan olmayanlar 10 senedir savaş içinde "Fae"lerle, elf yani. Faeler ölümsüz varlıklar eğer yaşlanmıyorlar vesaire. Büyük bir kötü var dünyayı ele geçirmeye çalışıyor...
Amalur çok daha güzel olabilirdi. Evet sadece hikayesimi? diyosanız. EVET sadece hikayesi. eğer bir RPG'nin boktan bi hikayesi varsa oyun boktan bi oyun demektir benim gözümde. 7-8 saat kadar oynadım oyunu ve gerçekten sürekli dönüp oynayasım geliyor, ama her açtığımda yarım saat oynayıp aşırı sıkılıp kapatıyorum Diyolog ve seslendirmeler hem çok klişe(ağır ingiliz iskoç aksanı) hemde yeteneksiz insanlar tarafından yapılmış ve yazılmış çoğunlukla. Eğer sadece combat'ını oynayabilsem oynamak isterim daha çok. ama dediğim gibi, yarım saatden öteye gidemiyorum OOOF diyip kapatıyorum sistemi. Çook daha iyi olabilirdin Amalur. aah ah.
Öncelikle iyi şeyleri sayıcam. Oyun gördüğüm en başarılı Combat sistemlerinden birine sahip. Fantaaazi oyunlarında klişe olan 3 farklı yol var önümüzde Might, Sorcery ve Finesse. Might Kılıç kalkanlı Fighter dediğimiz karakterlerden. Sorcery işte sorcery. Büyücü. Finesse de Rouge. Ok Yay, hançer falan. Her level atladığımızda bu skill ağaçlarına 3 adet puan koyabiliyorsunuz ve her level size ciddi fayda sağlayabiliyor. Çok küçük değişiklikler yerine ciddi anlamda senin oynama şeklini değiştirebilen güçler var ve erken levellarda ortaya çıkıyorlar. Ayrıcada İstendiği zaman gidip bütün puanlarınızı silip en baştan puanları dizebiliyorsunuz istediğiniz skillere, buda deney yapmanıza olanak veriyor. Kombat çok akıcı ve hiç hantallaşmıyor. arsenal'ınızdaki herşeyi kullanabiliyorsunuz ve silahlar dışında sizin seçtiğiniz farklı güçlerlede daha kompleks hale getirebiliyorsunuz oyunu dövüştüğünüz kişinin arkasına teleport olmak gibi veya suratına zehir atıp kısa süreliğine şaşırtmak gibi, hatta MK Scorpion tarzı Come Over Here! Diye size uzaktan saldıran birini yanınıza çekebiliyorsunuz. 9 Farklı silah gurubu ve sayısız silah da size en uygun olan dövüş mekanizmasını bulmanıza yardımcı oluyor. Ayrıcada oyun gerçekten güzel görünüyor. Rekli görünüyor çoğu mekanda. Diğer modern oyunlara göre çok daha canlı ve sizi içine çekiyor. Kendine has bir stili var ve orjinal görünüyor.
İlk duyduğum zamandan beri Umutluydum bu oyun hakkında. O Superstar line-up zaten insanı heyecanlandırıyor. ve evet oyunun mekanikleri çok güzel dizayn edilmiş ve kolay kullanılıyor. AMA ve benim için büyük bir ama. Oyunun hikayesi beni hiç bir şekilde saramadı. alıp götüremedi. Oyuna ölü olarak başlıyoruz...... Evet. Sonra bir Gnome'un ölüler üzerinde yaptığı deneylerden biri işe yarıyor ve hayata geri dönüyoruz. Bu olay Amalur dünyasını kontrol eden kaderin kırıldığı anlamına geliyormuş. Oyuncu karakter herkezin kaderini değiştirebiliyormuş ladidadida. Bu hikayeyi çok beğenen olduğunu duydum. Kader ve Kişisel felsefelere değindiğini idda ediyorlardı. Ben o hissi bir türlü alamadım. Oyunun ana hikayesi bana daha çok büyük bir düşmanı öldürünce aha bak bunu öldürebildin alsında o seni öldürücekti sen değiştirebiliyosun kaderi! demek için gibi geldi. okadar. Başka bir yardımı veya hikayeye katkısını görmedim çok ucuz geldi bana. Gerikalan ana hikaye de çok fazla klişe. İnsanlar ve insan olmayanlar 10 senedir savaş içinde "Fae"lerle, elf yani. Faeler ölümsüz varlıklar eğer yaşlanmıyorlar vesaire. Büyük bir kötü var dünyayı ele geçirmeye çalışıyor...
Amalur çok daha güzel olabilirdi. Evet sadece hikayesimi? diyosanız. EVET sadece hikayesi. eğer bir RPG'nin boktan bi hikayesi varsa oyun boktan bi oyun demektir benim gözümde. 7-8 saat kadar oynadım oyunu ve gerçekten sürekli dönüp oynayasım geliyor, ama her açtığımda yarım saat oynayıp aşırı sıkılıp kapatıyorum Diyolog ve seslendirmeler hem çok klişe(ağır ingiliz iskoç aksanı) hemde yeteneksiz insanlar tarafından yapılmış ve yazılmış çoğunlukla. Eğer sadece combat'ını oynayabilsem oynamak isterim daha çok. ama dediğim gibi, yarım saatden öteye gidemiyorum OOOF diyip kapatıyorum sistemi. Çook daha iyi olabilirdin Amalur. aah ah.
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Fallout: New Vegas
New Vegas benim Team Fortress 2 den sonra en çok zamanımı verdiğim oyun, muhtemelen... 220 Saat oynadığım yazıyor PS3'ümde bilgisayardada bayağı oynadığımı biliyorum. 300 küsür saatten sonra en çok New Vegas alıyor 2. sırayı. Muhtemelen. Fallout evrenini kısa tutulmaya çalışılan bi yazıda anlatmak cidden zor. Denemeden geçemiycem ama... EVET. Oyun 1940-50'lerin Nükleer savaş korkusu ve kültürünün karikatüründe kalmış bir dünya. Yıl 2052'de 20 yıldan fazla süren "Kaynak Savaşları" başlıyor Komünist Çin ve Kanadayı annexlemiş bir Amerikayla savaşa giriyor. 2077 yılında 23 ekimde aniden dünyanın hertarafından dünyanın hertarafına Nükleer füzeler gönderiliyor. Bütün dünya bir günde değişiyor. Radyasyon hertarafta. cidden burda 10 metre uzunluğunda yazmam lazım savaştan oyunda geçen zamana kadar olan şeyleri yazmam için.
Oyuna kafadan vurularak başlıyoruz... Yukardaki Bugsy Siegel kılıklı herif tarafından. Saçma sapan espiri yapmayı kenara atarak diyorum ki; bence gayet güzel bir başlangıç yeni bir hikayeye. Temiz sayfa gibi. Eski kişilik geride kaldı sen kontrole geçiyosun ondan sonra. Kafadan vurulduğumuz videoda. Kişisel bişey olmadığını sadece yanlış kargoyu taşıdığımızı öğreniyoruz.(kurye olduğumuzuda) Tekrar uyandığımızda bıyıklı kel bir amcanın suratını görüyoruz. Amcam bizi almış toplamış Rorsach testleri yapıyor suratımıza. Elimize Oyunun heads-up display'ini tutuşturduktan sonra kendimizi Mojave Wasteland'de buluyoruz.
Dev gibi bir harita, Keşfedilecek 150 den fazla lokasyon, Arkası gelmez Fırsatlar... ehh Tamam. Doktorun evinden çıkınca Goodsprings denilen bi kasabada buluyoruz kendimizi kasabanın "localları" tarafından Bizi vuran "checker suited guy'ın" gittiği taraflara ittiriliyoruz. İster bu yolu takip edin ister etmeyin yolunuz illaki bir grupla buluşacak. Bu da New Vegas'ı Hem Fallout 3 den daha kaliteli hemde Fallout 1 ve 2 ye daha yakın bir oyun haline getiriyor. Oyunda gerçek Politika var. 10 tane kadar büyük grup 20 tane de Okadar fazla güçlü olmayan grup var. Yaptığınız herşey onların karşı nasıl davrandığını belirliyor. Örnek olarak. Eğer Birbirine düşman olan gruplardan birine yardım ederseniz diğeri sizden git gide daha fazla hoşlanmamaya başlıyor. onun nedenide birbirinden Hoşlanmayan gruplar çoğunlukla diğerlerini sabote ettirmeye gönderiyorlar seni. Bir grup sizden neftret ediyorsa. yapabileceğiniz çok bişey yok ve sizi gördükleri yerde ateş açmaya başlıyorlar. onlardan görev alamıyorsunuz. Seçimlerinizi ona göre yapmanız gerekiyor. Ben 2. oynayışımda inanılmaz Politik davranmaya çalıştım. kimseyle problem oldurtmamaya çalıştım ve hem kolay birşey değil vede 2 grup yinede beni sevmiyor.
Oyunda 200'den fazla farklı silah var... bi düşünmek lazım önce 200 sayısını. 200 tane televizyon mesela ortalama bir odaya zor sığar. 200 den fazla silah diyince bir tabancanın 100 farklı şekli değil. bocuklu tüfekten Boks eldivenine, Otomatik tüfeklerden Samurai kılıçlarına, Minigun dan Lazer silahlarına, Plasma silahlarından Roket atarlara, Flamethrower dan küçük nükleer bomba atma ekipmanına(Fat Man) Ciddi bir arsenal var her zevk için. Bu sayede oyun birsürü farklı yola ayrılıyor combat içinde. Bulabildiğin patlayıcı herşeyi alıp önüne gelen herkeze fıralabiliyorsunuz. Bilimsel, denenmemiş, Lazer, Plasma, Pulse, Microwave. her türlü bilimsel silah bullanabiliyorsunuz. Asker modunda bi tabanca bi tüfek dolaşabilirsini. Gizli gizli gezinip sessiz silahlarla Critical Hitlerle herkezi avlayabilirsiniz. Dürbünlü tüfeklerde metrelerce öteden daha kimse sizi farketmeden herkezi öldürebilirsiniz. Ve bunların hepsini yapabilirsiniz tek oynayışınızda. Oyun sizi birşeyi yapmaya zorlamıyor. Özellikle patlayıcılar "patladığı" için patlayıcı patlayınca illaki hasar veriyor. Tabiki beyendiğiniz silahda daha iyi olabiliyorsunuz. ama olmasanızda çok inanılmaz etkilemiyor sizi.
Oyuna kafadan vurularak başlıyoruz... Yukardaki Bugsy Siegel kılıklı herif tarafından. Saçma sapan espiri yapmayı kenara atarak diyorum ki; bence gayet güzel bir başlangıç yeni bir hikayeye. Temiz sayfa gibi. Eski kişilik geride kaldı sen kontrole geçiyosun ondan sonra. Kafadan vurulduğumuz videoda. Kişisel bişey olmadığını sadece yanlış kargoyu taşıdığımızı öğreniyoruz.(kurye olduğumuzuda) Tekrar uyandığımızda bıyıklı kel bir amcanın suratını görüyoruz. Amcam bizi almış toplamış Rorsach testleri yapıyor suratımıza. Elimize Oyunun heads-up display'ini tutuşturduktan sonra kendimizi Mojave Wasteland'de buluyoruz.
Oyunda 200'den fazla farklı silah var... bi düşünmek lazım önce 200 sayısını. 200 tane televizyon mesela ortalama bir odaya zor sığar. 200 den fazla silah diyince bir tabancanın 100 farklı şekli değil. bocuklu tüfekten Boks eldivenine, Otomatik tüfeklerden Samurai kılıçlarına, Minigun dan Lazer silahlarına, Plasma silahlarından Roket atarlara, Flamethrower dan küçük nükleer bomba atma ekipmanına(Fat Man) Ciddi bir arsenal var her zevk için. Bu sayede oyun birsürü farklı yola ayrılıyor combat içinde. Bulabildiğin patlayıcı herşeyi alıp önüne gelen herkeze fıralabiliyorsunuz. Bilimsel, denenmemiş, Lazer, Plasma, Pulse, Microwave. her türlü bilimsel silah bullanabiliyorsunuz. Asker modunda bi tabanca bi tüfek dolaşabilirsini. Gizli gizli gezinip sessiz silahlarla Critical Hitlerle herkezi avlayabilirsiniz. Dürbünlü tüfeklerde metrelerce öteden daha kimse sizi farketmeden herkezi öldürebilirsiniz. Ve bunların hepsini yapabilirsiniz tek oynayışınızda. Oyun sizi birşeyi yapmaya zorlamıyor. Özellikle patlayıcılar "patladığı" için patlayıcı patlayınca illaki hasar veriyor. Tabiki beyendiğiniz silahda daha iyi olabiliyorsunuz. ama olmasanızda çok inanılmaz etkilemiyor sizi.
Ne yazıkki bu yazıda %60'ından falan bahsettim oyunun. çok fazla şey var hepsini yazmam cidden çok uzun tutar ve kısa tutmaya çalışıyorum bunları. Bunu okuyup ilgili olan insan zaten denemeye karar vermiştir geri kalanlarda süpriz olur. Çoğu güzel süprizler. Kötü süprizler kalmasın diye...Ben kişisel olarak çok beyensemde oyun bir çok Kötü yönü de var. Evet diyolog sistemi bok gibi. Birisiyle konuşmaya başladığınızda bütün dünya duruyor, bütün konuşma sırasında konuştuğunuz kişi gözlerinizin içine bakmaktan vazgeçemiyor birtürlü. Çok fazla sexual tension... Oyunda çok fazla ÇOK fazla bug var. çıktığı zamandan daha iyi ama halen çok ciddi oyunu bozabilen bazen konsolu bozebilen buglarla dolu. Eylenceli buglarda var tabi. Bomba attığın adamın uçması. Yerinde kalan duşmanlar yanlış tetiklenen diyolog satırları gibi. Ama bazıları çok sinirlendirebiliyor. Özellikle Factionlarla alakalı, NCR kostümü giydikten sonra Legion la olan Reputation'un kostümü çıkardıktan sonra da düşük kalabiliyor. ve düzeltmenin yolu yok. eski bir save'i yüklemek gerekiyor. vede Konsollardada ileri levellarda eğer 10-20 den çok save varsa oyun TAMAMEN oynanmaz hale geliyor. bazen Frame rate dediğimiz şey(saniye başına kare) 2-1 e düşe biliyor bazende tamamen takılıyor yada konsolu yeniden başlatıyor. çok fazla bu bugla karşılaşmakda Konsola kalıcı veya geçici zarar verebiliyor. Hard Disk'i corrupt edebiliyor...
Bütün bunlara rağmen, inanılmaz eylenceli görevleri, bağıra bağıra güldüren Karekterleri, gayet başarılı gameplay'i var. Seçenekler sınırsız ve dünyayada etki ediyor. Benim favori oyunlarımdan birisi. Herkeze tavsiye edermiyim? Eeeh eğer fazladan zamanınız varsa 20-30 saat. Evet kesinlikle. Eğer yoksa daha zor oynamak isteyip oynayamamak. Paranıza deyecek bir oyun. Oyunu 220 saattir oynadığım halde daha ne oyunu bitirdim nede eklenti paketlerinden birini oynadım.
This is Misterrr New Vegas signing off...
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Deus Ex: Human Revolution
Yakın zamanda tekrar oynadığım için vede hem orjinal Deus Ex'in hemde Human Revolution'ın hayranı olduğum için onunla başlamak istedim. Öncelikte Deus Ex:HR Stealth oyun sevmeyenlerin beynini patlatmayacak bi oyun. Kapıyı kırıp içeri heaehuaeha diye dalmayı sevenler de bunu yapabilirler ama gizlice takılıp görünmeden gezmek yada sessizce tek tek avlanmak en etkili çözüm oluyor çoğu durumda. Sanmıyorum orjinal Deus Ex'i oynayan kimsenin bu jenerasyonda okadar fazla kompleks bir oyun çıkacağını düşüneceğini, En azından AAA oyun çıkmayacağını. İlkolarak, evet orjinal kadar kompleks bir oyun değil. Haritalarda çoğunlukla 2 veya 3 farklı yol oluyor ve çoğunluklada koridor halinde. Hiç bi silah eğitimi gibi birşey yok, Adam Jensen eline aldığı bütün silahları bütün potansiyeliyle kullanabiliyor. Boss Fightlar özellikle oyunun en büyük problemi. toplamda 4 sonuncuyu sayarsak 5 tane boss fight var hepsi bir skill varsa eğer inanılmaz kolay, yoksa eğer inanılmaz zor oluyor.
Gayet güzel bir hikayesi var. 2027 de Human Augmentation denilen insanların yaşamlarını "daha iyi" yapan protezlerle yaşamakta insanlar. Tabi bu yanında çok fazla sosyal, ekonomik ve politik problemle beraber geliyor yanında. Hikaye bunların çevresinde dönüyor az çok dersem yanlış olmaz Bio Biraz fazla modern James Bond gibi görünebiliri bazıları için. Karakterler çok basit değil. Gayet güzel yazılmış çok yönlü kompleks karakterler. Diyolog hem güzel yazılmış hemde son zamanların en başarılı Diyolog sistemlerinden biri. Diyolog/ikna etme Skill'i var oyunun içinde bütün diyolog sistemini ters çeviriyor. ama olmasa bile çok başarılı. Son zamanlardaki oyunlardaki gibi kısaltılmış veya basit şeyler söylemek zorunda kalmıyoruz. Adam Jensen'ın kendi fikirleri var ve oyuncuyla çok fazla zıtlaşmıyor.
Adam Jensen dedim 2 kez. Oyunda Adam Jensen'ı kontrol ediyoruz, 30 larının başında Amerikanın ve Dünyanın en büyük şirketlerinden birinin güvenlik amiri. Bir kazadan sonra hem kontratı dahilinde olduğu için hemde hayatını kurtarmak için "fazla" miktarda augmentationlandırılıp hem şirketin güvenlik problemleriyle hemde başına gelen şeyi anlamaya çalışmasını görüyoruz.
Gameplay gayet başarılı. 2 kere az çok farklı şekillde oynadım gayet "responsive" di kontroller ikisindede. Çok güzel dizayn edilmiş haritalar, hem çatışma için hemde sıvışma(heh) için çok güzel seçenekler sunuyor. Hernekadar robocop olmuş olsada Jensen, Superman değil. Eğer ateş altında fazla kalırsa dayanamıyor ve daha stratejik davranmaya zorluyor oyun. tabi farklı Augmentlere puan vererek bunu biraz değiştirebiliyoruz. Oyun, özellikle aynı şeyi tekrar tekrar yaptırmamak için özel olarak uğraşıyor. kurşunlar gayet az bulunmakta. Oyuncuya yeni şeyler yaptırmaya zorlayabiliyor bazen. bu benim için iyi dizayn demek. Oyun neredeyse tamamen birinci kişiden görünüyor, Jensen'ı oyun içinde sadece sipher alırken görüyoruz. FPS oyunlarının en büyük problemlerinden birinide bu şekilde hem güzelçe aşıyor hemde aşarken karakteri en azından birazdaha görmemizi sağlıyor.
neredeyse 10 ay oldu oyun çıkalı, Eminim fiyatında ciddi düşüş olmuştur. herkeze tavsiye edebileceğim bir oyun. En azından denenmeli.
Gayet güzel bir hikayesi var. 2027 de Human Augmentation denilen insanların yaşamlarını "daha iyi" yapan protezlerle yaşamakta insanlar. Tabi bu yanında çok fazla sosyal, ekonomik ve politik problemle beraber geliyor yanında. Hikaye bunların çevresinde dönüyor az çok dersem yanlış olmaz Bio Biraz fazla modern James Bond gibi görünebiliri bazıları için. Karakterler çok basit değil. Gayet güzel yazılmış çok yönlü kompleks karakterler. Diyolog hem güzel yazılmış hemde son zamanların en başarılı Diyolog sistemlerinden biri. Diyolog/ikna etme Skill'i var oyunun içinde bütün diyolog sistemini ters çeviriyor. ama olmasa bile çok başarılı. Son zamanlardaki oyunlardaki gibi kısaltılmış veya basit şeyler söylemek zorunda kalmıyoruz. Adam Jensen'ın kendi fikirleri var ve oyuncuyla çok fazla zıtlaşmıyor.
Adam Jensen dedim 2 kez. Oyunda Adam Jensen'ı kontrol ediyoruz, 30 larının başında Amerikanın ve Dünyanın en büyük şirketlerinden birinin güvenlik amiri. Bir kazadan sonra hem kontratı dahilinde olduğu için hemde hayatını kurtarmak için "fazla" miktarda augmentationlandırılıp hem şirketin güvenlik problemleriyle hemde başına gelen şeyi anlamaya çalışmasını görüyoruz.
Gameplay gayet başarılı. 2 kere az çok farklı şekillde oynadım gayet "responsive" di kontroller ikisindede. Çok güzel dizayn edilmiş haritalar, hem çatışma için hemde sıvışma(heh) için çok güzel seçenekler sunuyor. Hernekadar robocop olmuş olsada Jensen, Superman değil. Eğer ateş altında fazla kalırsa dayanamıyor ve daha stratejik davranmaya zorluyor oyun. tabi farklı Augmentlere puan vererek bunu biraz değiştirebiliyoruz. Oyun, özellikle aynı şeyi tekrar tekrar yaptırmamak için özel olarak uğraşıyor. kurşunlar gayet az bulunmakta. Oyuncuya yeni şeyler yaptırmaya zorlayabiliyor bazen. bu benim için iyi dizayn demek. Oyun neredeyse tamamen birinci kişiden görünüyor, Jensen'ı oyun içinde sadece sipher alırken görüyoruz. FPS oyunlarının en büyük problemlerinden birinide bu şekilde hem güzelçe aşıyor hemde aşarken karakteri en azından birazdaha görmemizi sağlıyor.
neredeyse 10 ay oldu oyun çıkalı, Eminim fiyatında ciddi düşüş olmuştur. herkeze tavsiye edebileceğim bir oyun. En azından denenmeli.
27 Mayıs 2012 Pazar
Tha thing that does the thing
Hem yazmam GEREKTİĞİ için hemde yapmayı istediğim bişey olduğu için bu günden itibaren ya hergün yada 2 günde bir 2010 dan şimdiye kadar çıkmış olup beni iyi veya kötü yönde etkilemiş olan oyunlara bakıcam. Gayet kısa ve net şeyler anlatıcam bahsettiğim oyunlarla alakalı, çok fazla derine girmeden en fazla 2-3 paragraflık sadece oyunla alakalı bilgi vericem, Kime göre olabileceği, gameplay nasıl, hikaye nasıl, seslendirme nasıl vs gibi. Eğer düzgün şeyler çıkarsa daha düzenli bi hale sokabilirim. eğer özel olarak bahsetmek istediğim bişey olursa ayrı olarak yazıcam, belli olur zaten.
aman diyim.
aman diyim.
20 Mayıs 2012 Pazar
Extremis
Bukadar oyun muhabbeti yeter gibi şimdilik. Çizgi roman diyim birazda. Hazır bu sıralar herkes konuşurken...
Iron man Extremis. Extremis'in bende çok acayip bir yeri var, neden bukadar çok beğendiğimi tam olarak bilmiyorum ama hep birilerine anlatmak istediğim çizgi romanlardan biri. Favorim olan Nextwave: Agents of H.A.T.E'in yazarı, en sevdiğim yazarlardan biri olan Warren Ellis tarafından yazılması benim için illaki okunması gereken şeylerden biri haline getiriyo. Adi Granov'un inanılmaz çizimleri de bütün kitabı çok daha zevkli kılıyo. Bi blogda Extremis'in türkiyede İron Man 2 çıktığı zaman yayınlandığını, sadece 600 kadar sattığını idda ediyodu. Bukadar az satmasının Çizimlerin suçu olduğunu savunuyodu. Kesinlikte çok güzel bir kitap haline getiriyor Ari Granov'un kalemi. Her bir karesi sanat olan bir kitap bu. Çok alışılmamış olabilir ama çizimlere bakıp bu ne lan denilmemesi gerekiyor kesinlikle.
Hikaye Disassembled'la Civil War arasında bir zamanda geçiyo, Iron Man'in kimliği daha Public değil. Hikaye 3 kişinin boş bir dondurucu gibi biyere girmesiyle başlıyo Mallen dedikleri adama sakin olmasını söyleyip boynunun arkasına birşey enjekte ettiğini görüyoruz. Enjekte edilen Mallen'ın siyah birşey kusmasıyla o sahne bitiyor. Yarattığı silahlar yüzünden 20. yüzyılın kötü adamlığı hala takip ediyo Tony Stark'ı, Medya Adını kötüye çıkarmaya çalışmakta, Stark Corp. Board of Directors daha da fazla Askeri kontrat peşinde. Tony depresyonun eşiğinde. Iron Man'ken sadece kendini özgür hissetmekte.
Aldrich Killian adında bir bilim adamının Extremis adında çok tehlikeli bir serumu satmış olabileceğini anlatan bir not bırakıp kendini öldürmesini görüyoruz. Maya Hensen, Tony'nin eski bir arkadaşı Killian'ı ve notu gördükten sonra Tony'den gelmesini istiyor. Büyük bir kısmını atlayacağım hikayenin. Maya Henson ve Tony Extremis'in Super-Soldier Serum'un yeni, Vücudu programlanabilir hale getiren bir deney olduğunu öğrenirken, hikayenin başında gördüğümüz Mallen denilen adamın yüksek güvenlikli biyere girdiğini görüyoruz
Mallen, Metal dedektörüne doğru yürürken bir anda dönüp güvenliklerden birine yumruk atarak suratının yarısını parçalıyor. Tabancasını alıp başka bir güvenliğe fırlatıyor(evet fırlatıyor) Silah güvenliğin karnına giriyor. 3 tane Güvenlik görevlisi Mallen'a ateş açıyor Kurşunlar vücudundan girip çıkıyor hiç bi etkisi olmadan. Elleriyle kolaylıkla güvenlik görevlilerini parçalara böldükten sonrada Kaçmaya çalışan sivillere dönüyor ve durup dururken ağzından ateş püskürtmeye başlıyor.
Öldürebildiğini öldürdüten sonra. Asansör boşluğunda girip kaçıyor. Tony ve Maya bunları haberlerde izliyorlar. Tony Maya'yı gönderip Araştırmaya koyuluyor.
Tony'i havada Mallen'ın içinde olduğu kamyonu takip ederken görüyoruz. Repulsor(...)larıyla kamyonu 2'ye bölüyor. Metrelerce taklalar atan Kamyon arkasından hiç birşey olmamış gibi çıkan Mallen'ı görüyoruz Tony "yere yat ve teslim ol işlerin kötüleşmesine gerek yok" diyor mallen da" bir sürü gerek var" diyor. Tony'nin Lazerindne kaçtıktan sonra çok hızlı birşekilde yanına gelip ateş püskürtüyor üstüne. Tony ektilenmeyip Boğazından yakalıyor Mallen'ı. Mallen'ın tırnaklarından elektrik çıktığını görüyoruz. Tony'nin Zırhına aşırı yükleme yaptıktan sonra kolayca kaldırıp havaya fırlatıyor. Sistemleri zamanında çalışmayarak yoldan geçen bir arabanın üstüne düşüyor Tony. Mallen Tony ile arasındaki bütün arabaları patlatarak yanına geliyor. Mallen a yumruk atmaya çalışırken mallen Tony'nin elini tutup Zırhıyla beraber elini eziyor, sağ bacağına tekme atarak kırıyor. Yanındaki arabayı kafasının üstünde kaldırıyor ama fırlatamadan önce Tony göğsü üstündeki Repulsor ile uzağa ittiriyor Mallen'ı arabada üstüne düşüyor tabiki. Bir eli ve bir bacağı kırık şekilde arabayı tutmaya çalışırken Zırhın güçünü 0 a düşüyor ve arabanın altında kalıyor. Birçok sayıda helikopterin geldiğini gören Mallen süper hızla kaçıyor ortalıktan...
Eğer buraya kadar okuduysanız zaten ilginizi çekmiştir. Geri kalanını anlatmak istemiyorum.. Burda yazıda okumaktan çok daha güzel olduğuna emin oldun kitapda okumanın. Birçok şeyi atladım yazdıklarımda ama onlarıda yazsaydım çok daha uzun olacaktı yazı. Hikayenin geri kalanı çok daha farklı yerlere gidiyor, Güzel twistler var içinde ve herkeze tavsiye ederim. Ve son olarak. Iron Man Extremis motion comic olarakda mevcut ve gayet de başarılı. Hatta duyduğum en güzel Opening themelerden birine sahip. "Ne okuycem yeaa" diyorsanız eğer torrentden falan bulun derim(iTunes store olsa türkiyede ordan bulun derdim). Aha burdada Trailer'ı
Afiyet olsun.
Iron man Extremis. Extremis'in bende çok acayip bir yeri var, neden bukadar çok beğendiğimi tam olarak bilmiyorum ama hep birilerine anlatmak istediğim çizgi romanlardan biri. Favorim olan Nextwave: Agents of H.A.T.E'in yazarı, en sevdiğim yazarlardan biri olan Warren Ellis tarafından yazılması benim için illaki okunması gereken şeylerden biri haline getiriyo. Adi Granov'un inanılmaz çizimleri de bütün kitabı çok daha zevkli kılıyo. Bi blogda Extremis'in türkiyede İron Man 2 çıktığı zaman yayınlandığını, sadece 600 kadar sattığını idda ediyodu. Bukadar az satmasının Çizimlerin suçu olduğunu savunuyodu. Kesinlikte çok güzel bir kitap haline getiriyor Ari Granov'un kalemi. Her bir karesi sanat olan bir kitap bu. Çok alışılmamış olabilir ama çizimlere bakıp bu ne lan denilmemesi gerekiyor kesinlikle.
Hikaye Disassembled'la Civil War arasında bir zamanda geçiyo, Iron Man'in kimliği daha Public değil. Hikaye 3 kişinin boş bir dondurucu gibi biyere girmesiyle başlıyo Mallen dedikleri adama sakin olmasını söyleyip boynunun arkasına birşey enjekte ettiğini görüyoruz. Enjekte edilen Mallen'ın siyah birşey kusmasıyla o sahne bitiyor. Yarattığı silahlar yüzünden 20. yüzyılın kötü adamlığı hala takip ediyo Tony Stark'ı, Medya Adını kötüye çıkarmaya çalışmakta, Stark Corp. Board of Directors daha da fazla Askeri kontrat peşinde. Tony depresyonun eşiğinde. Iron Man'ken sadece kendini özgür hissetmekte.
Aldrich Killian adında bir bilim adamının Extremis adında çok tehlikeli bir serumu satmış olabileceğini anlatan bir not bırakıp kendini öldürmesini görüyoruz. Maya Hensen, Tony'nin eski bir arkadaşı Killian'ı ve notu gördükten sonra Tony'den gelmesini istiyor. Büyük bir kısmını atlayacağım hikayenin. Maya Henson ve Tony Extremis'in Super-Soldier Serum'un yeni, Vücudu programlanabilir hale getiren bir deney olduğunu öğrenirken, hikayenin başında gördüğümüz Mallen denilen adamın yüksek güvenlikli biyere girdiğini görüyoruz
Mallen, Metal dedektörüne doğru yürürken bir anda dönüp güvenliklerden birine yumruk atarak suratının yarısını parçalıyor. Tabancasını alıp başka bir güvenliğe fırlatıyor(evet fırlatıyor) Silah güvenliğin karnına giriyor. 3 tane Güvenlik görevlisi Mallen'a ateş açıyor Kurşunlar vücudundan girip çıkıyor hiç bi etkisi olmadan. Elleriyle kolaylıkla güvenlik görevlilerini parçalara böldükten sonrada Kaçmaya çalışan sivillere dönüyor ve durup dururken ağzından ateş püskürtmeye başlıyor.
Öldürebildiğini öldürdüten sonra. Asansör boşluğunda girip kaçıyor. Tony ve Maya bunları haberlerde izliyorlar. Tony Maya'yı gönderip Araştırmaya koyuluyor.
Tony'i havada Mallen'ın içinde olduğu kamyonu takip ederken görüyoruz. Repulsor(...)larıyla kamyonu 2'ye bölüyor. Metrelerce taklalar atan Kamyon arkasından hiç birşey olmamış gibi çıkan Mallen'ı görüyoruz Tony "yere yat ve teslim ol işlerin kötüleşmesine gerek yok" diyor mallen da" bir sürü gerek var" diyor. Tony'nin Lazerindne kaçtıktan sonra çok hızlı birşekilde yanına gelip ateş püskürtüyor üstüne. Tony ektilenmeyip Boğazından yakalıyor Mallen'ı. Mallen'ın tırnaklarından elektrik çıktığını görüyoruz. Tony'nin Zırhına aşırı yükleme yaptıktan sonra kolayca kaldırıp havaya fırlatıyor. Sistemleri zamanında çalışmayarak yoldan geçen bir arabanın üstüne düşüyor Tony. Mallen Tony ile arasındaki bütün arabaları patlatarak yanına geliyor. Mallen a yumruk atmaya çalışırken mallen Tony'nin elini tutup Zırhıyla beraber elini eziyor, sağ bacağına tekme atarak kırıyor. Yanındaki arabayı kafasının üstünde kaldırıyor ama fırlatamadan önce Tony göğsü üstündeki Repulsor ile uzağa ittiriyor Mallen'ı arabada üstüne düşüyor tabiki. Bir eli ve bir bacağı kırık şekilde arabayı tutmaya çalışırken Zırhın güçünü 0 a düşüyor ve arabanın altında kalıyor. Birçok sayıda helikopterin geldiğini gören Mallen süper hızla kaçıyor ortalıktan...
Eğer buraya kadar okuduysanız zaten ilginizi çekmiştir. Geri kalanını anlatmak istemiyorum.. Burda yazıda okumaktan çok daha güzel olduğuna emin oldun kitapda okumanın. Birçok şeyi atladım yazdıklarımda ama onlarıda yazsaydım çok daha uzun olacaktı yazı. Hikayenin geri kalanı çok daha farklı yerlere gidiyor, Güzel twistler var içinde ve herkeze tavsiye ederim. Ve son olarak. Iron Man Extremis motion comic olarakda mevcut ve gayet de başarılı. Hatta duyduğum en güzel Opening themelerden birine sahip. "Ne okuycem yeaa" diyorsanız eğer torrentden falan bulun derim(iTunes store olsa türkiyede ordan bulun derdim). Aha burdada Trailer'ı
Afiyet olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















